Kulak Burun Boğaz Polikliniği - Burun Hastalıkları

Burun Hastalıkları

Burun Tıkanıklığı

Burundan nefes alma güçlüğü yalnızca hayat kalitesini bozmakla kalmayıp uzun tedavi edilmedikleri zaman çok ciddi sağlık problemlerine yol açabilmektedir.  İnsan sağlığı için sağlıklı bir solunum fonksiyonu şarttır. Burun tıkanıklığı erişkinde hipertansiyon, kalp ritm problemleri ya da kalp yetmezliği gibi sorunlar oluşturabilmektedir. Burun tıkanıklığı bebeklerin nefes alıp vermesini, rahat uyumasını beslenmelerini engeller, dolayısıyla bebeğin gelişimini olumsuz etkiler.
Burun tıkanıklığının çok sayıda nedeni bulunmaktadır. Nezle, grip ve sinüzit gibi üst solunum yolu enfeksiyonları, burun eğriliği (septum deviasyonu), alerjik rinit, geniz eti, sigara, hormonal durum ve iklim bunlar arasında sayılabilir. 
Polikilinikte basitçe uygulanabilen endoskopik burun muayenesi ile tıkanıklığa yol açan durum tespit edilebilir. Bazen teşhis için bilgisayarlı tomografi ya da alerji testleri gerekebilir.
Burun tıkanıklığının tedavisi burun tıkanıklığına neden olan duruma bağlıdır. Septum deviasyonu (burun eğriliği), geniz eti (adenoid hipertrofi), burun etini büyümesi (konka hipertrofisi) gibi yapısal anatomik bozukluklarda ya da kronik sinüzit gibi düzelmeyen enfeksiyonlarda çözüm cerrahidir. Kimi zaman alerji gibi nedenlerden oluşan burun tıkanıklıklarında ilaç tedavisi kullanılır. Birkaç basit önlem tıkanıklığı gidermede işe yarayabilir; kişinin bulunduğu ortamı nemli tutarak, ılık suyla duş alarak, bol sıvı tüketerek, uyurken tıkalı olan burun deliğinin tersine yatarak, buruna tuzlu su çekerek, sigara içilen ortamlardan uzak durarak alacağı tedbirler tedaviye yardımcı olur.

Burun Kemiği Eğriliği (Septum Deviasyonu)

Burun orta duvarını oluşturan ön tarafı kıkırdak, arkası kemikten oluşan bir yapı (septum) bulunmaktadır. Burun septumunda çeşitli nedenlerle oluşan eğriliğe burunda kemik eğriliği ya da septum deviasyonu denmektedir.
Bu eğrilik dışarıdan görülebileceği gibi, dışarıdan düzgün görünen bir burunda iç kısımda kemik eğriliği bulunabilir.
Burun kemiği eğriliği; burun tıkanıklığı, burundan nefes alma zorluğu, horlama, yaşam kalitesinde bozulma ve yorgunluk yapabilir. Bunun yanında sinüzit, farenjit, bronşit gibi hastalıkların tetiklenmesine sebep olabilir.
Burun kemiği eğriliğinin teşhisi için poliklinikte yapılan burun içerisinin endoskop ile muayenesi genellikle yeterlidir. Bazen bilgisayarlı tomografi gerekebilir.
Burun kemiği eğriliğinin tek tedavi yolu ameliyattır. İki tip ameliyat bulunmaktadır; septoplasti ve rinoplasti. Rinoplasti estetik bir operasyondur ve burun şeklini değiştirmek için uygulanır. Septoplasti ise septum deviasyonunu düzeltmek için yapılan, fonksiyonel bir operasyondur. Rinoplasti ve sinüzit ameliyatıyla birlikte yapılabilir. Her iki ameliyat da burnun kemik yapısının şekillenmesi tamamlandıktan, yani erkeklerde 17-18, kadınlarda ise 15-16 yaşından sonra yapılabilir.

Alerjik Rinit

Çeşitli alerjenlerden kaynaklanan burun iltihabı alerjik rinit olarak adlandırılıriki şekilde bulunur; özellikle ilkbahar gibi belirli mevsimlerde ortaya çıkan alerjik rinit “mevsimsel rinit (saman nezlesi),” yıl boyunca süren alerjik rinit “perenial rinit”.
Hastalık herhangi bir yaşta görülebilirse de ilk belirtiler çoğunlukla çocukluk ve genç erişkin çağda ortaya çıkar ve bir kez oluştuktan sonra genellikle yıllarca devam eder.
Ailesinde alerjik hastalık öyküsü bulunan ve/veya alerji yatkınlığı olan kişilerde Alerjik rinitin ortaya çıkma olasılığı yüksektir. Başlıca alerjenler arasında: polen, toz, boya ve deterjan gibi kimyasallar, küf/mantar, hayvan tüyü, akar ve miteler.
Alerjik rinitin en sık görülen belirtileri hapşırık, burun akıntısı, gözlerde sulanma, kanlanma burun, boğaz, ağız ile gözlerde kaşıntı ve yanma, burunda tıkanıklık, şişme, gözaltlarında şişme ve morluk olarak sayılabilir.
Alerjik rinit teşhisi için poliklinikte yapılan burun içerisinin endoskop ile muayenesi ve alerji testleri uygulanır.
Alerjik rinitin tedavisinde Öncelikle alerjiye neden etkenlerle temas kesilmelidir. İlaç tedavisi şikayetleri geçirmeye yöneliktir, alerjinin kendisini düzeltemez. Aşı tedavisi de bir seçenektir. Bu tedavide, alerji yaratan etken giderek artan dozlarda uygulanır bu şekilde vücudun alerjene duyarlılığı azaltılır. Eğer burun tıkanıklığı diğer yöntemlerle giderilemiyorsa cerrahi yöntem uygulanabilir.

Soğuk Algınlığı & Grip

Grip ve soğuk algınlığı sıklıkla karıştırılmakla birlikte farklı hastalıklardır.
Grip, influenza virüsünün neden olduğu bir solunum yolu hastalığıdır. Kendini yüksek ateş, titreme, halsizlik, şiddetli kas ve eklem ağrıları, baş ağrısı, bulantı, kusma, ishal ve kuru öksürük gibi belirtiler ile gösterir. Çok bulaşıcı bir hastalıktır. İlk 3 gün şikayetler yoğundur, sonra yavaş yavaş azalır ve genellikle 7-10 gün içerisinde düzelir. Risk altında olan çocuklarda, yaşlılarda kronik hastalığı olanlarda influenza ciddi hastalıklara yol açabilir
Gripte tedavisi var olan şikayetleri gidermeye yöneliktir, yani hastalığı ortadan kaldırmaz veya hastalık süresini kısaltmaz. Bu amaçla burun akıntısını kesen ilaçlar, ağrı kesici ve ateş düşürücüler kullanılır. Grip viral bir hastalık olduğundan antibiyotikler tedavide işe yaramamaktadır. Hastanın iyileşmesinde istirahat etmek, bol sıvı almak, taze sebze ve meyveler tüketmek çok önemlidir. 
Soğuk algınlığı da gribe benzer şekilde bir solunum yolu hastalığıdır ancak etken olan virüsler grip virüsünden farklıdır. Yüksek ateş ve halsizlik çok belirgin değildir, bunun yerine hafif kırgınlık, burun akıntısı, hapşırma ve boğazda kaşınma hissi gibi belirtilerle seyreder. Çocuklarda yetişkinlerden daha sık rastlanır.
Soğuk hava, stres ve yetersiz beslenme soğuk algınlığı riskini artırır. Toplu yaşanan yerlerde grip ya da soğuk algınlığı olan kişilerle yakın temastan kaçınılmalı, sigaradan ve sigara içilen ortamlardan uzak durulmalıdır.
Tedavisi şikayetleri gidermeye yöneliktir. Burun akıntısını kesen ilaçlar, ağrı kesici ve ateş düşürücüler kullanılır. Antibiyotikler virüslere etki etmemektedir bu nedenle soğuk algınlığı tedavisinde yerleri yoktur. Dinlenmek ve sağlıklı beslenme çok önemlidir. 

Sinüzit

Başın ön kısmında bulunan içi hava dolu kemik boşlukların iltihabına sinüzit denir. Genel olarak akut ve kronik olmak üzere iki tipi vardır. Akut sinüzit yeni oluşan sinüzit demektir ve uygun tedaviyle tamamen iyileşebilir. Kronik sinüzit ise sinüslerde sürekli bir iltihap anlamına gelir ve tedavisi zordur.
Sinüzit sıklıkla üst solunum yolu enfeksiyonları sonrasında ortaya çıkar. Alerji, burun kemiğinde eğrilik, geniz eti, bağışıklık sisteminin zayıflığı, burun içerisinde etin büyüklüğü (konka hipertrofisi )gibi faktörler de sinüzit gelişmesini kolaylaştırır.
Her baş ağrısı sinüzit değildir ve sinüzitin belirtisi sadece baş ağrısı değildir. Sinüzitte öksürme, ağır kaldırma ya da eğilme sırasında artış gösteren yüzde, gözde ve başta ağrı ve dolgunluk hissi vardır. Bunun yanında sarı – yeşil burun akıntısı, burun tıkanıklığı, koku alama problemleri, geniz akıntısı, hafif ateş ve öksürük bulunabilir.
Akut sinüzit erken teşhisle antibiyotik kullanımına gerek kalmadan büyük oranda tedavi edilebilmektedir. Bunun için burun salgısını azaltan ilaçlar, ağrı kesiciler, çeşitli burun spreyi ya da damlaları kullanılır. Eğer enfeksiyon bakteri kaynaklı ise antibiyotik tedavisi uygulanır. Sinüzit alerji kaynaklıysa alerjiye neden olan etken ortadan kaldırılmalıdır. Kronik sinüzitte ilaç tedavisi uygulanır, şikayetler geçmiyorsa cerrahi yöntem seçilebilir. Sinüs cerrahisi endoskoplar ile burun içerisinden yapılır, dışardan bir kesi ya da iz olmaz. Hastalar genellikle aynı gün taburcu edilebilir. 

Burun Kanaması

Burun kanaması her yaşta ortaya çıkabilen bir durumdur. Burun iç örtüsünün her hangi bir noktasından kaynaklanabilir. 
Burun kanamaları, yerine bağlı olarak ön ve arka burun kanamaları şeklinde ikiye ayrılırlar. Ön burun kanamaları daha çok çocuk ve gençlerde görülür. Burnun ön-orta bölümünde bulunan, kılcal damarlardan çok yoğun olan bölgeden kaynaklanan kanamalardır. Bu bölgedeki damarlar çok ince ve yüzeyseldir ve küçük burun travmaları, kuvvetli sümkürme veya burun karıştırma alışkanlığı ile ilişkili olarak kolaylıkla kanayabilirler. Arka burun kanamaları ise sıklıkla orta ve ileri yaşlı hastalarda genellikle hipertansiyon ile ilişkili kanamalardır. Daha ciddidir, kimi zaman hastaneye yatışı gerektirebilir. Burun kanamalarının diğer nedenleri olarak alerji, tümörler, üst solunum yolu enfeksiyonları, pıhtılaşma bozuklukları, burun kemiği eğriliği, aşırı veya uzun süreli burun damlası kullanımı sayılabilir.
Kanamayı durdurmak için dik oturulmalı, burun kanatları baş ve işaret parmaklarıyla tümüyle kavranarak 5 – 10 dakika bu şekilde tutulmalıdır. Kanama devam ederse burun içi soğuk suyla yıkanmalı ve tekrar iki parmakla burun kanatlarını bastırarak 5 dakika tutmalıdır. Bu işlem birkaç kez tekrarlanabilir. Bunlara rağmen kanama durmuyorsa veya kanama sık sık tekrarlıyorsa mutlaka bir kulak burun boğaz doktoruna doktora başvurmalıdır.
Burun kanamalarının tedavisinde kanamanın durmadığı ön burun kanamalarında küçük bir müdahale ile damar pıhtılaştırılarak kanama durdurulabilir. Arka burun kanamaları ise genellikle sebebin ortadan kaldırılmasıyla iyileştirilebilmektedir. Kimi zaman burun içerisine tampon konularak kanama durdurulmaktadır.

Horlama

Burundan aldığımız hava geniz bölgesine oradan yumuşak damak arkasından boğaz ve yutak bölgesine, oradan da gırtlak vasıtasıyla soluk borusuna ve akciğerlere geçer. Ağız ve burun arkasındaki havanın geçtiği yolda tıkanma olduğu zaman, uyku esnasında dil, küçük dil, damak ve boğazdaki yumuşak dokular titreşerek birbirine çarpar ve gürültülü sesler çıkartarak nefes alıp verilir buna horlama denilir.
Horlamanın birçok nedeni bulunabilir. Burun tıkanıklığı en sık sebeplerdendir. Bunu yanında dil ve boğazdaki kaslar yapısal olarak gevşek olduğu insanlarda dil arka tarafa doğru düşerek hava yolunu tıkayabilir ya da boğaz kasları yanlardan hava yoluna doğru çekilebilir. Büyük bademcikleri ve geniz eti olan çocuklarda horlama sıklıkla gözlenir. Kilolu insanların boyun bölgelerinde biriken yağ dokusu havanın geçtiği alanı daraltabilir. Uzun yumuşak damak veya küçük dil uyku esnasında benzer şekilde havanın geçtiği alanı daraltabilir. 
Horlamanın tedavisi sebebe yönelik olmalıdır. Örneğin burun tıkanıklığı varsa ve sebep septum deviasyonu (burun kemik eğriliği) ise tedavide ameliyat ile burun problemi giderilerek horlama engellenir. Çocuklarda horlama genellikle bademcik ve geniz eti problemleri ile ilişkilidir ve tedavisinde tonsilektomi (bademciklerin alınması) ya da adenoidektomi (geniz etinin alınması) sayesinde iyileşme sağlanır. Horlama sorunu olan kişilerin uyku alışkanlıkları bozulabilir hatta bu durum uzun vade de uykuda nefessiz kalma hastalığı olan olan obstrüktif uyku apnesinin işareti olabilir. Tedavi bu durumda da yine sebebe göre şekillendirilmelidir.