Çocuk ve Ergen Psikiyatri Polikliniği - Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB)

Dikkat eksikliği

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB)

Dikkat eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğunun görülme sıklığı nedir?

Çocuklarda en sık görülen psikiyatrik bozukluk iken, sanılanın aksine erişkinlerde görülme olasılığı hiç de nadir değildir. Çocuk ve ergenlerde  görülme sıklığı % 3 – 13, erişkinlerde ise % 4 civarındadır. Tüm dünyada yapılan çalışmalar neticesinde dünya çapında görülme sıklığı ise ortalama % 5 – 7 olarak saptanmıştır.  Erkeklerde kızlara göre daha sık görülmektedir.

Belirtileri nelerdir?

Temel olarak 3 grup belirtisi vardır. Bunlar dikkat ile ilgili eksiklikler, aşırı hareketlilik (hiperaktivite) ve dürtüselliktir. Dikkat eksikliği; odaklanma ve dikkatin sürdürülmesinde problem, unutkanlık, eşya kaybetme, dış uyaranlarla (gürültü, kalabalık gibi) dikkatin çabuk dağılması, dinlemiyormuş gibi görünme, dikkatsiz hatalar yapma gibi belirtiler verirken; hiperaktivite durdurulamayan bir hareketliliği tanımlar. Hiperaktif çocuklar sanki motor takılmış gibi durmadan koşabilir, evde koltuk tepelerinde veya dolap üstlerinde dolaşabilir, oturması gerektiği ortamlarda oturamaz ya da otursa bile elleri ayakları kıpır kıpırdır. Genellikle hiperaktivitesi olan birçok çocuğun annesi bebeklerinin henüz karınlarındayken bile çok hareketli olduğunu belirtirler. Bu durdurulamayan hareketlilik aslında keyifli bir hareketlilikten ziyade çocuğun kendi kontrolünü kaybettiği ve maalesef birçok kez tatsız kazalar ile sonuçlanan huzursuz bir hareketlilik durumudur. Dürtüsellik ise sıra bekleyememe, sabırsızlık, başkaları konuşurken lafa dalma ve aklına geldiği anda sonucunu düşünmeden yapılan hareketleri kapsar.

Hastalığın tipleri nelerdir?

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu tanısı alan bir çocukta bu belirtilerin hepsi aynı zamanda bulunmayabilir. Bu hastalık için alt tipler tanımlanmıştır. Birinci grupta sadece dikkat eksikliği görülmektedir. Bu çocuklar sessiz ve sakin oldukları için genellikle okuldan hiç şikâyet gelmez. Ancak dalgın olduklarından okuldan akademik bir kazanç sağlayamazlar ve genellikle hiperaktif olan gruba göre daha geç tanı alırlar. İkinci grup hiperaktivitesi olan ancak dikkatte bozulma görülmeyen gruptur. Üçüncüsü ise hem dikkat eksikliği hem de hiperaktivitenin bir arada görüldüğü çocuklardır.

Hastalığın sebepleri nelerdir?

Bu çocuklarda beynin yüksek zihinsel işlevlerden sorumlu prefrontal korteks adındaki bölümünde dikkat ve yüksek zihinsel işlevlerle ilgili de etkin olan dopamin maddesi ile ilgili düzensizlikler mevcuttur.  Prefrontal  korteksin görevleri; dikkati verme ve sürdürme, dikkatin yönlendirilmesi, işleyen bellek, sabır, planlama, yargılama, tepki kontrolü, düzenli olma, kendini kontrol edebilme, sorunları çözebilme, ayrıntılı düşünme, gelecekle ilgili öngörüde bulunma, hatalardan ders çıkarma, duyguları anlama ve ifade etme, empati kurma, sağduyu, moral ve motivasyon olarak sıralanabilir. Dikkat Eksikliği Ve Hiperaktvite Bozukluğu olan bireylerde bu görevlerde aksaklıklar görülmektedir. Durum sadece dikkat, öğrenme ve hareketlilik gibi günlük hayatta bazen ebeveynlerin ve öğretmenlerin ertelemek veya idare etmek istediği basit belirtilerden ibaret değildir.

Dikkat eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğunun zeka düzeyi ile bir bağlantısı var mıdır?

Toplumdaki yanlış kanılardan biri de DEHB’nin zeka ile bağlantılı olduğudur. DEHB’nin zeka ile bir ilişkisi yoktur, her türlü zeka düzeyindeki bireyde görülebilmektedir.

Okul öncesi ve okul döneminde nasıl bir seyir izlenir?

DEHB’li çocuklar okul öncesi dönemde dürtüsellik ve kaotik hareketliliğe bağlı tehlikeli kazalar geçirebilir, oyun ve etkinlikler sırasında dikkatini sürdürmekte güçlük yaşarlar.  Okul dönemi belirtilerin en belirgin hale geldiği ve yardım arayışlarının başladığı dönemdir. Okulda akademik sorunlar ve sosyal zorluklar (sınıfta kurallara uyma, yaşıtlarla sorunlar gibi) başlar. Ergenlik ve erişkinlikte sıkılganlık, sabırsızlık, uzayan zihinsel işlevlerde dikkati sürdürme sorunları nedeniyle sık iş değişikliği, evlilik hayatı ile ilgili zorluklar, trafik kazaları ve alkol- madde kullanım bozukluklarına yol açabilir.

Tedavinin hedefleri nelerdir?

Tedavinin 3 temel hedefi mevcuttur. Bu hedefler kişinin akademik hayat için var olan zihinsel kapasitesini ortaya çıkarabilmesi için gereken dikkatin sağlanması; günlük hayatın birçok alanında ve özellikle sosyal ortamlarda zorluklar yaşanmasına sebep olan durdurulamayan hareketliliğin normal düzeye getirilmesi, pişmanlıklar veya kazalarla sonuçlanan dürtüselliğin kontrol altına alınması.

Tedavi edilmemesi ne gibi sonuçlar doğurur?

Tedavi edilmeyen DEHB kişinin sürekli başarısızlıklar yaşaması ve eleştirilmesi sonucunda gelişen özgüven sorunlarına, arkadaş ilişkilerinde sosyal sorunlara, iş hayatı ve evlilik sorunlarına, bozuk ve yetersiz olan dikkati kendi imkânlarıyla onarmak için geliştirdiği bağımlılıklara ( nikotin, esrar ve diğer maddelere bağımlılık) yol açmaktadır.

Yrd. Doç. Dr. Başak AYIK

Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı