Erişkin Psikiyatri Polikliniği - Fobik Bozukluk

Fobik Bozukluk

Fobik Bozukluk Nedir?

Kişinin normalde korkulmayacak belli bir durum ya da belli bir nesne ile karşılaşınca, kaygınında eşlik ettiği ortaya çıkan korku olarak tanımlanabilir. Kişi durum ya da nesne karşısında bu denli bir korku reaksiyonu verilmemesi gerektiğini bilir. Bu korkusunu  anlamsız bulur, ancak yine de korktuğu nesne yada durumdan kaçınmayı sürdürür.

Fobik Bozukluğun Alt Alanları Nelerdir?

Fobik bozuklukların agorafobi, sosyal fobi ve özgül fobiler olarak alt kategorileri vardır. Agorafobi kişinin yalnız başına kalmaktan, yalnız sokağa çıkmaktan ve kalabalık yerlere gitmekten kaçınmasıdır. Sosyal fobiler kişinin toplum içinde sözel ya da eylemsel olarak kendini ifade ederken yüzde kızarma, ellerde titreme gibi tepkilerinde eşlikte edebileceği, kendini küçük düşürecek yanlış bir şey yapma korkusudur. Bu nedenle birey topluluk içinde girmekten ve topluluk içinde kendini ifade etmekten kaçınmaya başlar. Özgül fobiler ise belli nesneler veya durumlara yönelik olarak ortaya çıkan yoğun korkudur. Hayvanlara yönelik,  karanlık, kapalı yer, yükseklik gibi korkular en sık karşılaşılan özgül fobilerdendir.    

Fobik Bozukluğun Nedenleri  Nedir ve Ne Zaman Ortaya Çıkar ?

Fobik bozukluğa çocukluk, ergenlik, yetişkinlik dahil olmak üzere yaşamın her döneminde ortaya çıkabilir. Fobik bozukluğun nedenlerine ilişkin birçok görüş olsa da, en sağlıklısı bir uzman eşliğinde kişinin derinlemesine biyolojik, psikolojik ve sosyal öyküsü ile birlikte  ilişkilendirerek bireye yönelik nedenlerin tam olarak anlaşılmasıdır.

Fobik Bozukluğun Yaygınlık Oranı Nedir?

Fobilerde yaşamı çok fazla kısıtlamayan durumlarda genelde tedaviye başvurulmaz. Bu nedenle toplumdaki daha fazla olduğu düşünülmekle beraber, Amerika Birleşik Devletlerinde son yıllarda yapılmış olan araştırmada altı aylık bir süre içinde nüfusun %5-12’sinde fobik bozukluk saptanmıştır.

Fobik Bozuklukta Tedaviye Ne Zaman Başvurulmalıdır?

Yukarıda belirtilen özellikler taşıyan bireylerde korku ve kaygı belirtileri ve yoğunlukları birbirinden farklı olsa dahi kişilerin bir uzmana başvurmalarında fayda vardır. Belirtiler ilk başta hafif olarak kendini gösterse bile ilerleyen dönemlerde belirtilerin ağırlaşması, kişinin işlevselliğini daha yoğunluklu etkilemesi ile birlikte tabloya zamanla diğer psikiyatrik rahatsızlıklarında eklenme olasılığı bulunabilmektedir. Dolayısıyla uzman tedavi ekibi birey için en uygun sağaltım biçimini psikofarmakolojik ve psikoterapötik olarak  belirleyecektir.