COVID-19 Bilgilendirmesi Hakkında

Psikotik Bozukluklar Nelerdir?

Psikoz, kişiyi gerçeklerden, dış dünyadan koparan, düşünce, muhakeme, konuşma ve davranış problemlerinin görülebildiği hastalıklar grubuna verilen isimdir. Kişinin, düşünceleri, dünyayı ve gerçekleri algılayış biçimi, duyguları, davranışları bu hastalık sebebi ile etkilenmektedir. Psikoz, oldukça geniş bir tanımlamadır ve içerisinde birçok psikiyatrik hastalığı barındırmaktadır. Sanrılı bozukluk, şizofreni, şizoaffektif bozukluk ve maddenin/ilacın yol açtığı psikoz bozukluğu, psikotik bozukluklar sınıfında yer alan bazı hastalıklardır. Psikotik bozuklukların her ne kadar önemli bir bölümünü şizofreni hastaları oluştursa da, her psikotik bozukluk tanısı almış kişi şizofreni hastalığına sahiptir anlamına gelmemektedir. 

Her bir hastalığın kendisine özgü belirtileri bulunurken, “psikotik bozukluklar veya psikoz” adıyla genel çerçevede bakıldığında ortak belirtileri de görebilmekteyiz. Bu yazıda her bir hastalığın kendine özgü belirtileri yerine psikotik bozukluklarda görülebilecek ortak belirtilerden söz edilecektir. Sayılacak olan belirtilerin hepsinin aynı anda kişide var olması gerekmemektedir.
 
Psikozun, tipik bir başlangıcı yoktur. Bazıları akut, oldukça alevli bir şekilde başlarken, bazıları daha sinsi ve hafif bir başlangıç ile kendilerini gösterebilirler. Ancak ister akut ve alevli başlasın ister daha sönük ve hafif belirtiler ile başlangıç göstersin, genellikle kişilerin ilk ataklarından önceki yıllarda yaşadıkları bazı silik, sinyal niteliğinde belirtiler olabilmektedir. Genellikle yavaş yavaş gösterdikleri sosyal izolasyon (arkadaşlardan ve aileden uzaklaşma), akademik başarıda düşüş, konuşma miktarında azalma, aktivitelere karşı ilgisizlik bu belirtiler arasında sayılabilir. Bu belirtiler yıllar içerisinde yavaş yavaş kendilerini gösterdikleri için, aileler veya çocuğun çevresindekiler kolaylıkla değişimleri göremeyebilirler. Çoğunlukla aileler, daha belirgin değişikliklerin görüldüğü ilk atakta, bir uzmana başvurma ihtiyacı duymaktadırlar. 

Psikozun atakları sırasında, halüsinasyonlar (örneğin sesler duyduğunu, bir takım şeyler gördüğünü söylemesi vb.), hezeyanlar (örneğin takip edildiğini, kendisine özel görevler verildiğini söylemesi vb.), dağınık ve anlamsız konuşma, özbakımda ciddi kötüleşme (günlerce banyo yapmamak, giysilere özen göstermemek vb.), uyku bozuklukları (geceleri yeterli saat uyumama, günlerce uykusuz kalma vb.), iştah sorunları, soyut konulara artan ilgi (din, felsefe gibi konular ile aşırı düzeyde ilgilenme vb.), aşırı hareketlenme (yerinde duramama, huzursuz şekilde evin içinde gezinme vb.), aşırı alınganlıklar, sosyal anlamda geri çekilme (dış dünyadan kopma, kimse ile görüşmek istememe), ilgi gösterdiği aktiviteleri artık devam ettirmek istememe veya gündelik sorumluluklarını yerine getirmeme gibi belirtiler görülebilir. Düşünce ve davranışlarında değişimler gösteren kişinin, duygularında da değişimler söz konusudur. Duygularını ifade etmesinde azalma (eskisi gibi neşesini, üzüntüsünü göstermeme) olabileceği gibi olaylar ile orantısız şekilde öfke patlamaları, ağlama atakları da görülebilir. Ataklar sırasında bu sayılan belirtilerin hepsinin aynı anda olması gerekmemektedir. Belirtiler, kişiden kişiye göre değişim gösterebilir. 

Psikotik bozuklar, çoğunlukla ataklar halinde kendisini gösterirler. Ataklar tedavi ile kontrol altına alındığında, kişi “iyilik, iyileşme” dönemine geçiş yapar. Bu dönemde kişi atak halinde gösterdiği belirtileri göstermez. Ancak bazı kişilerde her ne kadar atak belirtileri olmasa da, durgunluk, sosyal işlevsellikte canlılığın yitirilmesi gibi bazı “tortu” belirtileri görülebilir. Hastalığın birincil ve temel belirtileri yanı sıra, çocukta bazı ikincil sorunlar görülebilir. Çevresi tarafından dışlanmaktan, etiketlenmekten korkmak, akademik başarıda düşüşün getirdiği kaygı, atak sırasında yaşamış olduğu belirtileri yeniden yaşamaktan korkmak veya bunlardan utanmak çocuğun yaşayabileceği diğer sorunlar arasında yer almaktadır. Tüm bunlar göz önüne alındığında medikal ve psikolojik tedavideki amaç; atakların kontrol altına alınarak, kişinin iyileşme döneminde (ataksız dönem) yaşamdaki işlevselliğinin arttırılması, hastalığı hakkında bilinçlenmesi, yaşadığı duygusal yükün azaltılması, gündelik yaşam becerilerinin (sosyal, akademik vb.) arttırılmasıdır. 


 

Thumbnail [200x200]
Uzman Klinik Psikolog

Klinik Psikolog Duygu KARAOĞLU

Tıbbi Kadro