Erişkin Psikiyatri Polikliniği - Yeme Bozuklukları

Yeme Bozuklukları

YEME BOZUKLUKLARI

Beslenmek hayatta kalmak için bir gereklilikken, gerek biyolojik, gerek psikolojik gerekse toplumsal faktörlerden dolayı yeme tutumlarında hızlıca değişimler görmek mümkün hale gelmiştir. Örneğin, fiziksel çekicilik ve mükemmel olmayla aşırı uğraşın gündemde olduğu çağımızda, kadınlar, sadece beden ölçüleri ve görünümleriyle var olma çabasının bedelini hastalıkla ödeyebiliyorlar. Kadınlara ilave olarak, Yeme Bozuklukları; erkekleri, ergenleri tüm etnik ve sosyo-ekonomik düzeyde, her tür vücut formunda, kilo ve boyda ki kişileri etkileyebilmektedir.

Yeme Bozuklukları, psikiyatrik bozukluklar içerisinde, hayati tehlikeye sahip olma açısından riskli bir hastalık grubudur. Genellikle yeme bozukluğu hastaları başka bir tıbbi problemleri olmadığı sürece tedaviye başvurmadıkları için hastalığın erkenden anlaşılıp hastaların hızlıca psikiyatrik tedavilere yönlendirilmeleri önem taşımaktadır.

Belirtilerde tam bir düzelme uzun bir zaman alabilmektedir. Yeme bozuklukları bir heves, geçici dönem veya yaşam tarzı seçeneği olarak değerlendirilmemelidir. Kişiler, diyet yapmak ve/veya egzersiz yapmak gibi yeme bozukluğuna zemin hazırlayan davranışlarda kendi iradeleriyle bulunsalar da, bu kişilerde Yeme Bozukluğu’ nun ortaya çıkması kendi tercihleri değildir.

Bilişsel davranışçı görüşler, erken dönemde yaşanan olumsuz ya da travmatik olayların kişinin kendisiyle ilgili olumsuz inançların oluşmasına yol açtığını söyler. Bu inançlar, kişinin kilosu, vücut şekli ya da yeme davranışıyla ilgili bir yorumda bulunulması şeklinde açığa çıkabilir ve kişide ”yetersizim” gibi olumsuz otomatik düşüncelerin ve bunlara bağlı sıkıntılı hissetmek gibi olumsuz duyguların ortaya çıkmasına yol açabilir. Yeme Bozukluğunun psikolojik kökenlerine baktığımız da, yaşanan bu kaygı, öfke gibi sıkıntı verici duygularla birlikte yeme davranışı ile ilgili “yemek yersem kaygım da azalır”, “yemek beni mutlu eder” gibi hem olumlu hem de “yemek yersem kilo alacağım ve çirkinleşeceğim” gibi olumsuz düşünceler ortaya çıkabilir. Kişi, duygusal olarak rahatlamak amacıyla yemek yerse, bu davranışı sonrasında “kendimi durduramıyorum” ,”yememi kontrol edemiyorum” şeklinde yemek yemenin kontrol edilemeyeceğine dair yeni düşünceler üretebilir. Herhangi bir yeme bozukluğu davranışıyla duygusal olarak rahatlama hisseden kişide, bu davranış, tekrar etme eğilimiyle birlikte alışkanlık haline gelebilir.

Yeme Bozuklukları Nelerdir?

Anoreksiya Nervoza:

Anoreksiya Nervoza (AN), yiyecek ve kilo ile aşırı uğraş, kilo almaktan duyulan yoğun korku, ve adet görememeyle seyreden bir hastalıktır.  Kişinin şişmanlamamak amacıyla bilinçli olarak aç kalması ve böylece giderek artan kilo kaybı söz konusu olur. Kişiler, katı diyet programlarına ek olarak olağan dışı ölçülerde egzersiz yaparak kilo vermeyi amaçlarlar.

Anoreksiya hastaları, aşırı zayıf oldukları durumlarda bile kilolu olduklarını iddia ederler ve bedeninin belirli bazı bölgelerinden şikayetçi olabilirler, burada ki temel bozukluk kendi vücut ağırlıklarını ya da görüntülerini algılama biçimlerindedir. Vücut ölçülerini sürekli tartılarak, bölgesel ölçümler alarak ya da sıklıkla aynalara bakarak kontrol ederler. Gördükleri ve algıladıkları manzarayı acımasızca eleştirirler.  

Bulimiya Nervoza:

Oburluk ve kilo almayı engelleyen davranışlarla seyreder. Bulimia Nervozada (BN) kişi, kısa bir süre içerisinde, normal bir insanın yiyemeyeceği kadar çok miktarda yiyeceği tüketir, bu sırada kişide hakim olan duygular yeme üzerindeki kontrolün kaybedilmiş olmasına bağlı olarak suçluluk, utanç ve öfke duygularıdır. Bununla birlikte, kalori alımını engellemek için kusma ve/veya laksatif diüretik ilaç kullanımı ya da aşırı egzersizler de mevcuttur. Bulimia “normal” ya da “normal üstü” kiloya sahip kişiler arasında da görülebilir.

Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu:

Kişinin kısa bir zaman içinde, yiyebileceğinden çok daha fazla miktarda yiyeceği tükettiği, yemek yeme davranışını durduramadığı ve aşırı miktarlarda yemek yeme davranışının tekrar ettiği bir yeme bozukluğudur. Rahatsızlık derecesinde tokluk hissedene kadar yeme, bedensel açlık duymuyorken aşırı ölçülerde yeme, çok fazla yemesinden utandığı için kendi başına yeme ve daha sonra çökkünlük yaşama veya suçluluk duyma durumlarını içermektedir.

Yeme Bozukluğuyla İlgili İşaretler:

Kilo konusuna aşırı ilgi ve kilo almayla ilgili yoğun kaygı

Kalorisi yüksek / düşük besinlerle, yağ oranlarına ve diyetlere yoğun ilgi

Açlığı inkar etme

Aşırı spor yapma

Sık sık tartılıp, vücut oranlarını ölçme

Fiziksel görünüşü aşırı düzeyde eleştirme

Gıda biriktirme/atma

Sosyal ortamlardan uzaklaşma

Kilo kaybı ve kiloda sık dalgalanmalar

Güçsüzlük

Saç dökülmesi

Duygudurum dalgalanmaları

Aşırı yemek tüketme

“Zayıflık, Yeme Bozukluğu için tek klinik işaret değildir. Normal kilodaki kişilerde de Yeme Bozukluğu görülebilmektedir.”

Tedaviden Beklentiler:

Kişiye uygun ve sağlıklı olan kiloyu sağlayıp, korumak.

Kısıtlı beslenmeyi ve kilo alınmaması için aşırı ve uygunsuz uğraşı durdurmak.

Yeme bozukluklarında ki olumsuz otomatik düşünceleri ve bozuk bilişsel şemaları değiştirmek, yerine sağlıklı olanları koymak.

Fiziksel komplikasyonların tedavi edilmesi.

Eştanı durumlarının tedavi edilmesi.

Akut düzelme sonrasıda ki 5 yılda da hastalığın tekrar etmesini önlemek.

Tedavide Psikoterapinin Önemi:

Psikoeğitim ve davranışçı tekniklerle, yeme davranışı üzerinde bir kontrol kurulmasının sağlanması amaçlanır. Yeme Bozukluğu olan kişilerin, yeme, kilo alma, besinler ve kendi fiziksel görünüşleriyle ilgili faydasız ve rahatsızlığa neden olan inançları belirlenir ve bunlar daha esnek ve gerçekçi inançlarla değiştirilmeye çalışılır. Terapi sürecinde elde edilen kazanımların devam ettirilmesi ve eski alışkanlıklara yenik düşmenin önlenmesi üzerinde durulur. Kişilere, hayatlarının daha sonraki yıllarında yeme ile ilgili duyduğu bir rahatsızlık olması koşulunda, tedavi sürecinde öğrendiği teknikler çerçevesinde neler yapabileceği anlatılır.